Gurbet
Abdullah Oral
Nerelere gidiyoruz, neler oluyor bize, anlamak mümkün değil. İnsanlar nasıl bir girdap içine çekilmeye çalışılıyor. Aileler parçalanmaya ,çocuklar yalnızlığa, suça itiliyor.Bizler yüz yıllardır hep köklerimize bağlılığımızla gurur duyduk. Atalarımızın yaptıklarıyla övündük. Şimdi atalarımız bizim bu halimizi görse bize neler der; belki de suratlarımıza tükürür.Biz; sizler böyle darmadağın olasınız diye mi verdik onca mücadeleleri? Biz Vatan'ı kurtarmak için yuvalarımızı terketmedik mi. Özgürlüğümüz için canlarımızı mallarımızı hiçe saymadık mı?. Bayrak kutsaldır,Vatan kutsaldır,Aile kutsaldır diyen bir toplum değilmiydik? Bunları sizlere anlatmadık mı?.. .Sizlere bıraktığımız değerlere neden sahip çıkmadınız dese ne deriz,onların yüzüne nasıl bakarız. Atalarımız bizim yüzümüze tükürür eğer bu yaşananları görse.Her köşe başında hiç bir sebep yokken cinayet işleniyor. Aklına esen gidip katliam yapıyor. Analar kendi yavrularını öldürüyor, yavrular analarının başına kurşun sıkıyor. Çelik çocuk-bebek demeden namuslarınıa göz diken şerefsiz zihniyetler bu eylemleri neden yapıyor. Kim ne yaptı ya da ne geldi onların başlarına da bu çirkinlikleri yapıyorlar. Para için çalıştığı iş yerlerinin kasalarını boşaltanlar yaptıkları bu yanlış eylem için hesap günü hesap vereceğini bilmiyor mu?..Daha nereye kadar ne kadar gidecek bu abes durum.Şaibeli işlerle servet sahibi olan insanlar sanki bu Dünya'da ebediyyen yaşayacağını mı sanıyor? Hesabını vermeyeceğini mi sanıyor? Ya da Allah korkusu, Din, iman,vicdan yok mu. Ahlak nerde, akıl nerde bu yaşananların içinde. Peki bu durum içinde insanlığın neresinde?. Hiç bir şey olmadığı halde, sadece parası için önünde el pençe divan durulan insanlar var bu yeryüzünde. Peki onun önünde hazır olda duran insanın amacı ney? Nereye gidiyoruz, birileri bizleri bir girdabın içine çekmeye çalışıyor,insanları bölmeye parçalamaya çalışıyor. Peki biz durumdan kurtulamayacakmıyız, ya da bu durum daha da kötüye mi gidecek? Eğer kendi içimize dönersek, yavrularımızı başı boş bırakmazsak, ailenin önemini yeniden kavrarsak, Allah, Din, İman, Vatan, Bayrak, sevgisini evlatlarımıza aşılarsak, ar-haya-edep duygularını yeniden keşfedersek bu girdaba düşmeyiz.Ben inanıyorum ahlaklı edepli günlere döneceğimize. Çünkü hala içimizdeki güzellikleri öldürmedik. Hala Allah'a inanıyor Bayrağımızı seviyoruz. hala Vatan bizim için kutsal, hala Vatanı için can verecek insanlar var çok şükür.Allah'ım bu sıkıntıların bir an önce sonunu getir memleketimizi bölmeye çalışan bölücüleri kahru perişan eyle. Amin
Hayatta bizi en çok seven varlık olan Annelerimizin Anneler gününü kutluyorum. Bende bir anne olarak anneliğin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Kendinden önce düşündüğün yavrundur. Her şeyin en iyisini çocuğun için düşünürsün. Yavrun hasta olur geceler boyu onu beklersin, yinede uykun gelmez.Yeterki yavrun iyi olsun sen her sıkıntılara katlanırsın ama asla gocunmazsın. İşte böyle bir şey anne olmak. Benimde inci tanem Annemin anneler gününü kutluyorum. Allahım bütün annelere sağlık sıhhat versin. Aramızdan ayrılmış olan annelerin de mekanı cennet olsun.
Hayatta iyi insanlar olduğu sürece iyi şeyler de olmaya devam ediyor ve edecektir de.Benim dostlarımdan yazılarımı okuyanlar bilirler. Bir aileden bahsetmiştim yazımda; açlıktan devamlı çığlık atan üstelik akli durumlarıda yerinde olmayan bir aileden. Anne ve iki yavrusu çaresizlik ve ezilmişlik içinde hayatın acımasız çarkları arasında takılıp kalmış ve hayatta kalma çabası içinde olan bir aileden. O ailenin durumunu görünce benim halim de içler acısı olmuştu. Komşusu açken tok yatan bizden değildir diyen hadisi şerif burada beni bulmuştu. Evet aç bir aile vardı ve ben de tok yatamazdım. İmtihan sırası demek ki şimdi bendeydi.Bu duruma aceleyle bir çare bulmalıydım hemen muhtarımızı aradım, sağolsun mahalle muhtarımız bu işi ciddiye aldı ve sonuna kadar ilgilendi. Belediye'yi sosyal hizmetleri devreye koydu ve onlarda sorumluluğunu bilip bu aileyle yardım etti.Tabi ki onlar yardıma koşana kadar önce komşular seferber oldu. Mahalledeki fırın ekmek, poğaça, börek ne gerekiyorsa bol bol verdi. Komşular kimisi kömür kimisi para kimisi de market alışverişi yaptı. Velhasıl o aile açlıktan ölmekten kurtuldu. Şimdi bu aile sıcacık bir yuvaya kavuştu. Annenin ve çocukların tedavisine başlandı, çocuklar okula gidecek. Artık hayatın zalim çarkları bu aileyi dişlilerin arasına alamayacak, onların sofralarında artık sıcacık çorbaları olacak eğer bu çorbanın içinde benimde biraz tuzum olduysa zaten bu mutlulukta bana teşekkür olacak. Sosyal devlet olmak sorumluluğunu bilen devlettir.Kağıthane belediye başkanı sayın Fazlı Kılıç sosyal sorumluluğu olan bir başkan. Bir toplantıda kendisiyle görüştüm zaten bu anlattığım olayı biliyordu ve başkan yardımcısına tekrar hatırlattı ve belediye başkan yardımcısı Hasan Çakır bey kısa bir zaman içinde beni aradı.Eğer yanlış yapılan işlere tepki veriyor hakkımızı arıyorsak; doğru yapılan işlere de teşekkür etmeliyiz. Ben evvela mahallemin iyiliği için çalışan ve ikinci dönem tekrar seçilen muhtarımız Sayın Recep Yılbaşı'ya, Belediye Başkanımız Sayın Fazlı Kılıç'a Başkan yardımcısı Sayın Hasan Çakır beye sosyal hizmetler müdürlüğüne ve bu aile için seferber olan herkese teşekkürü bir borç biliyorum.Hayat bir imtihan ise bu imtihanda sınıfta kalmamaya özen gösterelim zira çevremizde imtihana tutulacağımız o kadar çok sınav var ki...NOT: Bu aile ile ilgili yazıyı kategorilerde ki'' bunun adı insanlık'' linkine tıklayarak okuyabilirsiniz.
Bir kaç gündür malesef derin üzüntüler yaşıyoruz. Türkiye değerli bir siyasetcisini kaybetti. BBP'ye oy versin ya da vermesin herkes bu elim kazaya canı gönülden üzüldü...Bence bir sürü hatalar zinciri vardı bu kazada. Hava şartları elverişli olmayan bir ortamda ve öyle sarp kayaları olan bir mevkide helikopterle gitmek akıl karı değildi.Bu uçuşa nasıl izin verilmiş. Tecrübesi tartışılmayan pilot bu hava'da nasıl uçmayı göze almış?.Helikopterde bulunan diğer insanlar da hiç itiraz etmemiş mi?... Kazayı haber veren muhabirin durumuna çaresizlikten ağlamayan kimse kalmamıştır eminim.Ben şu sorularla kaç gündür aklımı meşgul ediyorum ve bazı şeyleri sorgulamanın zamanı geldi de geçiyor diye düşünüyorum.112 acil servis demek , acil durumlarda hayat kurtaran demektir. Orada bulunan görevlilerinde işinin ehli olması gerekir.Kazayı 112 ye haber veren muhabir en akıllı şekilde hareket etmiş ve yardım istemiş. Peki telefon'daki görevli akıllı davranabilmiş mi? 19 dakika telefonu açık bıraktırıp şarzını tüketmek ne kadar doğru?... O olayın şoku ile anlayamadı diyelim kimse de onu ikaz edemedi mi?G3 teknolojisi diyoruz, her hareket istenirse izlenir, kol düğmesi bile tesbit edilir diyoruz öyle biliyoruz... Sorgulamak lazım, sormak lazım. Bu acı olayın bir daha başımıza gelmeyeceğinin garantisi'de yok üstelik.Arama kurtarma çalışmalarında elbette herkes elinden gelenden fazlasını yaptı. Ağır hava şartlarında dağ bayır dolaşmak gerçekten çok zordur, hepsi insan üstü gayretle çalıştı. Ben bir vatandaş olarak hepsine teşekkür ediyorum.Ölüm elbette ki var; vakit saat geldimi ruh teslim edilir buna itirazımız ve sözümüz de olamaz.Ama cep telefonu şirketlerinden hesap sorulur. Şarj bitsede o yerin tesbiti mümkün olmalı.Kaybolan bir telefon dağın dibinde'de olsa bulunuyor koca helikopter bulunamıyor.O hava şartlarında helikoptere uçuş izni nasıl verilmiş hesap sorulur ve sorulmalıdır da.Böylesine değerler her zaman gelmiyor.Türk milleti'nin başı sağolsun.Kazada hayatını kaybeden diğer ailelere'de Allah sabırlar versin. Vakur duruşu, kişiliğiyle Muhsin Yazıcıoğlu adam gibi bir adamdı. Allah mekanlarını cennet eylesin. Amin...
BLOĞUMA VATAN HAİNLERİ GİREMEZ;ŞİDDETLE YASAKLIYORUM.
Kitap Hakkında :
Dünyanın En Akıllı İnsanı Şimdi de‘Sadece Başbakan Okusun’ diyor!
‘Sadece Başbakan Okusun’ kitabı Kashna Dahi Fabrikası’nın kurucusu, Dünyanın En Akıllı İnsanı Erdal Demirkıran tarafından yazarın 8. kitabı olarak kaleme alınmıştır.
Yazarın ifadesine göre 2016 yılında yaşanmış gerçek bir hikayeden esinlenerek vücuda getirilen kitap, roman tadında yazılmıştır. Naravenya Cumhuriyeti’nin Başbakanı olan Barkudza, bir gün durduk yerde bir zarfın üzerinde ‘Sadece Başbakan Okusun’ yazan bir mektup alır, mektupta yazılanlar başbakanı çok etkiler. Bu yazışmalar esrarengiz bir şekilde tek taraflı olarak devam ederken, başbakan bambaşka bir insana dönüşür ve ülkesini dünyanın en muazzam gücü haline getirir.
Kitapta trafikten teröre, ekonomiden dış politikaya kadar yüzlerce soruna, akla biraz fazla uygun çözümler sunan yazara,
- Kitabınızı özetler misiniz?
diye sorduğumuzda,
- Bu kitap başbakana gelen o mektuptur!
diye cevap vermiştir.
Hikayesiyle büyüleyici bir etki bırakacağından hiç şüphe etmediğimiz bu kitap, içindeki 100’ü aşkın akıl almaz projeyle de okuyucusunu şaşkına çevirecektir.
Mart ayının 2.haftası piyasaya çıkacak olan, ‘Sadece Başbakan Okusun’ mevcut başbakana ya da bilinen herhangi bir başkana yazılmamıştır. Devlet yönetenlere yüzlerce yıl esin kaynağı olacağını düşündüğümüz bu kitap tüm insanlığa hitap etmektedir.
Okuyanların vereceği iki tür tepki olacağını tahmin eden yayınevi yetkilileri sözlerini,
- Eğer bu kitabı yöneticiler okursa, ‘Biz bunları neden yapmadık ya da yapmıyoruz?’ sorusunu soracak, kitabı yönetilenler okursa ‘Sahi bunlar neden yapılmıyor?’ diyerek şaşkına döneceklerdir.
diyerek noktaladılar.