Blog dünyasına adım atmama sebep olan bu tabloyu çok seviyorum. Tablonun yapımı 3-4 ay sürdü. Tam bitecek sil baştan tekrar yapıyorum, bir ara hiç bitmeyecek diye düşündüm. Gelinliğin tülünü; bana gösterileni beğenmemiştim.Bir kaç denemeden sonra çok daha güzelini yaptım. Rehber hocam ve diğer hocalar nasıl yaptığımı sorup öğrendiler. Ben hocamın gururlanacağını düşünüyordum, kendi öğrencisi emek verip güzel şeyler üretiyor diye. Yanıldığımı sergi zamanı öğrendim.
Tabloyu sergiye almayı pek istemedi, benim tepkimden çekindiği için almak zorunda hissetti kendini Bir.haftada 3 tane rölyef tablo yapan arkadaşın (bir haftada asla üç tane tablo yapılmaz helede sergiye çıkacaksa) bütün tablolarını sergiye baş köşeye, benim uzun emekler verdiğim tablomu ayak altına yakın yere koydu.Bu benim acaip sinirimi bozdu, aynı şeyi diğer arkadaşlara da yaptı, bir hayli kırgınlık yaşandı.
Gelinin elindeki çiçekten, saçındaki çiçeğe, saçının yapımından,yerdeki halıya vs, hepsini kendi fikrimden yaptım hazmedemedi herhalde. Oysa sevinmesi gerekirdi. O hariç sergiye gelenlerin olumlu tepkisini duyuyordum.
Eve geldim çocuklarıma dedim ben internet sitesi yapacağım ve yaptıklarımı sitede yayınlayacağım. Onlarda bana blogcu'dan bahsettiler, böylece blog dünyasına adım atmış oldum.
Demekki hocam aslında bana iyilik yapmış. Her şerde bir hayır varmış sözü nasılda uydu bu duruma...
Hobilerim ve ben olarak blog açtım, ama sonra ilgi alanım değişti.
Şimdi ara ara yaptıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Elbette benden daha güzel yapanlar olabilir. Ama bunları ben yaptım demenin müthiş hazzını yaşamak çok güzel, herkesin aslında ilgi duyduğu alanda bir hobi edinmesi kendileri için terapidir diye düşünüyorum.
İnsan bazen çok uzaktadır, belkide hiç görmemiştir onu, ama kendisine yakın bulmuştur sevmiştir.
DELİ MAVİ blogcu arkadaşımda böyle sadece satırlarından, şiirlerinden tanıdım onu. Seçtiği konular insanın iç dünyasınıda ele verir, .
Samimi hüzün doluydu şiirleri okurken kanım kaynadı. Her gün mutlaka ziyaret ederim sayfasını, tavsiye ederim sizde ziyaret edin.
Arkadaşım bu tabloyu ben yaptım, bloğumun ilk sayfalarında resmi vardı ama tekrar başa aldım. Böyle bir yerde hayaller alemine nasılda dalınır?
Bütün hayal ettikleklerimize kavuşuruz inşallah.
Bu benim geçen sene yaptığım yalı , adı "Şeyh Burhanettin Yalısı".
Denize nazır bu yalıda yaşamak nasıldır acaba?
ayçiçek tarlasını ilk gördüğümde hayran kalmıştım.nerde ,ne zaman ayçiçeklerini görsem aramızda güçlü bir çekim olur. Hamur üzerine peçete teknikleriyle yaptığım tablonun kenarlarıda yumurta kabukları ile süsledim.Yaparkende zevkliydi kullanırkende zevkli.
Şehrin gürültüsünden bunalınca,kaçılacak güzel bir mekan
BLOĞUMA VATAN HAİNLERİ GİREMEZ;ŞİDDETLE YASAKLIYORUM.
Kitap Hakkında :
Dünyanın En Akıllı İnsanı Şimdi de‘Sadece Başbakan Okusun’ diyor!
‘Sadece Başbakan Okusun’ kitabı Kashna Dahi Fabrikası’nın kurucusu, Dünyanın En Akıllı İnsanı Erdal Demirkıran tarafından yazarın 8. kitabı olarak kaleme alınmıştır.
Yazarın ifadesine göre 2016 yılında yaşanmış gerçek bir hikayeden esinlenerek vücuda getirilen kitap, roman tadında yazılmıştır. Naravenya Cumhuriyeti’nin Başbakanı olan Barkudza, bir gün durduk yerde bir zarfın üzerinde ‘Sadece Başbakan Okusun’ yazan bir mektup alır, mektupta yazılanlar başbakanı çok etkiler. Bu yazışmalar esrarengiz bir şekilde tek taraflı olarak devam ederken, başbakan bambaşka bir insana dönüşür ve ülkesini dünyanın en muazzam gücü haline getirir.
Kitapta trafikten teröre, ekonomiden dış politikaya kadar yüzlerce soruna, akla biraz fazla uygun çözümler sunan yazara,
- Kitabınızı özetler misiniz?
diye sorduğumuzda,
- Bu kitap başbakana gelen o mektuptur!
diye cevap vermiştir.
Hikayesiyle büyüleyici bir etki bırakacağından hiç şüphe etmediğimiz bu kitap, içindeki 100’ü aşkın akıl almaz projeyle de okuyucusunu şaşkına çevirecektir.
Mart ayının 2.haftası piyasaya çıkacak olan, ‘Sadece Başbakan Okusun’ mevcut başbakana ya da bilinen herhangi bir başkana yazılmamıştır. Devlet yönetenlere yüzlerce yıl esin kaynağı olacağını düşündüğümüz bu kitap tüm insanlığa hitap etmektedir.
Okuyanların vereceği iki tür tepki olacağını tahmin eden yayınevi yetkilileri sözlerini,
- Eğer bu kitabı yöneticiler okursa, ‘Biz bunları neden yapmadık ya da yapmıyoruz?’ sorusunu soracak, kitabı yönetilenler okursa ‘Sahi bunlar neden yapılmıyor?’ diyerek şaşkına döneceklerdir.
diyerek noktaladılar.